Geleceğin Bilgi İşçileri Sayısal Uçurumda
Bilgisayarlar ve bilgisayar ağ yapılarında yaşanan hızlı gelişmeler ile önemi artan Bilişim İletişim Teknolojileri (BİT), 21. yüzyılda değişim yaratan önemli bir güç olarak karşımıza çıkmaktadır. BİT’nin yarattığı devrimsel etkiler; insanların yaşama ve çalışma biçimlerini, devlet ile olan ilişkilerini etkilemektedir. BİT, dünya ekonomik büyümesinin yeni motorudur. Bu dönüşüm sürecinde bilginin üretilmesi, saklanması ve aktarılması önemli konular olarak karşımıza çıkmaktadır. BİT’nin yayılması toplumu ve ekonomiyi değiştirmektedir. İnsan vücudunda beyin ve sinirlerin gördüğü işlevi çağdaş işletme ve kurumlarda bilgisayar ağlarının üstlenmesi, bu yolla faaliyetlerin son derece hızlı ve koordineli bir şekilde gerçekleşmesi söz konusu olmaktadır[1]. BİT’nin ekonomi genelindeki etkileri uzun dönemde ortaya çıkmaktadır[2].
Ancak, küresel bilgi çağı, internet erişimi ile BİT ’ne erişimde artan dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Gelişmiş batı ülkeleri BİT’ni; eğitim, sosyal ve ekonomik faaliyetlerinde, demokratik süreçlerinde başarılı bir biçimde kullanabilmektedirler. Gelişmiş ülkelerde nüfusunun % 25’i, hatta ABD ve İskandinav ülkelerinde % 50’si internet nüfusudur. Gelişmekte olan ülkelerde ise internet kullanımı bu derece yaygın olmamakla birlikte; bilim adamları, öğretim üyeleri, öğrenciler toplumdaki sıradan vatandaşlardan daha fazla internet erişimi fırsatına sahip olmaktadırlar. Küresel bilgi kaynaklarına erişmede önemli bir araç olan internetin yanı sıra tam metin veri tabanları, e-dergiler gibi kaynaklara ücretsiz erişim imkânlarının da yaygınlaşması özellikle gelişmekte olan ülkelere yararlı olmaktadır.
Yaşamımızın her alanında değişiklikler yaratan BİT’nin, ülkeler arasında dengeli ve eşit olmayan dağılımı “sayısal bölünme (digital divide)[3]” kavramını gündeme getirmektedir. Uluslararası kuruluşların, hükümetlerin, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği olmaksızın BİT zengin ve fakir ülkeler arasında köprü kurulmasını gerektiren derin bir uçurum olacak ve zaman içinde derinleşecektir. Sayısal uçurumun derinleşmesi hızlı teknolojik gelişme ile olmaktadır. İnternetin yayılması çok hızlı olmuştur. Örneğin; radyonun yayılması (50 milyon kullanıcıya ulaşması diğer bir ifade ile mass media haline gelmesi) 38 yıl almışken, televizyonda bu süre 13 yıl, telefon sisteminde 74 yıl olmuştur. İnternet 4 yılda 50 milyon kullanıcı sayısına ulaşmıştır. Günümüze dek hiçbir endüstri bu denli büyümemiş ve bu kadar kısa sürede böyle bir zenginlik yaratmamıştır. Dolayasıyla BİT ve özellikle bu teknolojilerin günümüzdeki en somut görünümü olan internet; toplumu ve ticareti yeniden şekillendirmektedir. Ülkelerin sosyal ve ekonomik statülerinin yeniden belirlendiği bu ortamda hem beceriler hem de kaynaklar bakımından geri kalmış ülkeler için “4. dünya ülkeleri” terimi kullanılmaya başlanmıştır. İnternet kullanımının hızla yayılmasına rağmen henüz evrensel olduğunu söyleyemeyiz[4] BİT ve internet erişimi ile ilgili olarak, sahip olanlar ile olmayanlar, kullanıcı olanlar ile olmayanlar gibi önemli bir kutuplaşmadan söz edilmektedir[5].
Sayısal uçurum kavramı; fiziksel (teknolojik) altyapı ve insan gücü altyapısı açısından incelendiği gibi bireyler, haneler, bölgeler ve uluslararası farklılıklar bakımından da ele alınmalıdır.
BİT’nin kullanılması ve üretilmesi ile yaşanan sayısal dönüşümün teknolojik altyapıda olduğu kadar insan gücü altyapısında da güçlü olmayı gerektirmektedir. Geleceğin bilgi toplumu; eğitim düzeyi yüksek, BİT’ni kullanabilen hatta yeni teknolojiler üretebilen, yaratıcı, yenilikçi bireyler, bir anlamda da bilgi işçileri gerektirmektedir. Ülkelerin büyümeleri ve rekabet edebilirlikleri bu nitelikli insan gücü altyapısına bağlı olmaktadır. Bu açıdan bakılınca; sayısal uçurum konusu ile bağlantılı olarak ele alınan önemli konulardan biri de eğitim, özellikle de geleceğin (potansiyel) bilgi işçileri olan çocukların eğitilmesi konusudur.
Bilgi ekonomisinde insan gücü altyapısının kurulmasında son derece önemli olan eğitim; hükümetlerin, çeşitli girişimlerin ve sendikaların temel öncelikli alanlarındandır. Hızla gelişen teknoloji, ortaya çıkan yenilikler yaşam boyu eğitim kavramını gündeme getirmektedir. Küresel bilgi ile ilgili politikalar, eğitim politikaları ve sosyal politikalar; ticaret, para ve maliye politikaları kadar önemli olmaktadır.
Dinamik ve yenilikçi olan bilgi artık en verimli üretim faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle toplumu ve insanları yenilik üretmeye ve yaratmaya yönlendirmek üretim politikasının temel hedefi olmak durumundadır. Ülkeler, sayısal uçurum olarak adlandırılan ve bilgi teknolojilerine sahip olabilme ve etkin olarak kullanabilme ile ilgili boşluklardan kaynaklanan olumsuzluklarla da mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar.
Küresel olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklar ya da kuzey-güney ayrımı bilişim ve iletişim teknolojileriyle birlikte yeni boyuta taşınmaktadır.
2.1. Sayısal Uçurum (Digital Divide)
Bilişim iletişim teknolojileri, refahın yaratılması ve dağıtımında olduğu kadar sürdürülebilir kalkınma açısından da önemli bir potansiyel sunmaktadır. Bilgiye erişimde “zenginler” ve “yoksullar” arasındaki sayısal uçurumun azaltılması zorunludur. Bu sayısal uçurum; ekonomik farklılıkların da artmasına neden olmakta, dışlanmayı ve marjinalleşmeyi arttırmaktadır. Bilgisayar ağlarına erişimde artan dengesizlikler, ülkeler arasında ve ülke içinde değişik sosyal sınıflar arası ayrımları derinleştirmektedir[6].
BİT erişimi ve kullanımı konusu; fiziksel, sayısal, insani ve sosyal kaynaklar ve ilişkiler gibi konuları içeren karmaşık bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca; yaş, cinsiyet, coğrafi bölge farklılıkları gibi pek çok bileşeni de bulunmaktadır. Ancak bunlardan hiçbiri tek başına yeterli değildir. BİT uygulamaları bu yüzden nedensellik zinciri içinde ele alınmalıdır, bilgisayar erişimi olmayan bir birey internetin getirdiği fırsatlardan yararlanamayacaktır. BİT erişiminin bulunması, etkin kullanımı bilgi yaratılması için gereken özellikler olduğu kadar aynı zamanda dönüşümlü olarak altyapıyı da kuvvetlendirici özellikler taşıdığından BİT kaynakları ve kullanımı nedensellik ilişkisi içinde ele alınmaktadır[7].
BİT’ne fiziksel erişim, BİT becerisi, yeni teknolojilere karşı takınılan tutumlar, internette içerik gibi konular sayısal uçurum konusunda önemli sınırlılıklar oluşturmaktadır. Fiziksel erişim, telekomünikasyon altyapısı, yeterli bant genişliğinde internet bağlantısı ve maliyeti gibi unsurları içerirken, insan gücünü yönelik olarak da eğitim anahtar faktör olmaktadır [8].
BİT gelişmeleri, küreselleşme, gelir eşitsizlikleri kavramının bir uzantısı olarak sayısal uçurum konusundaki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. “sayısal uçurum” terimi bilginin sayısal bilgiye dönüştürülüp, transfer edilmesi ile ilgili yeni teknolojilerle ortaya çıkmıştır. Sayısal uçurum; bireyler, haneler, coğrafi bölgeler, farklı sosyo ekonomik seviyedekilerin BİT ’ne ulaşma fırsatları biçiminde ele alınmaktadır. Hane halkları arasındaki sayısal uçurum temelde iki değişkene dayandırılmaktadır. Bunlar, gelir ve eğitimdir.
Ulusal ve uluslararası sayısal uçurum biçiminde bir ayrım ile baktığımızda, evrensel telekomünikasyon hizmetinin iyi bir göstergesi olan 100 kişi başına düşen hat sayıları incelenmektedir. Uluslararası düzeyde sayısal uçurum ile ikili bir dünya ortaya çıkmaktadır[9].
Küresel internet, hızlı bir biçimde gelişmektedir. Ancak bu gelişme hızını yakalamak “leap frog” özellik taşır, yoksul ülkeler yakalamaya çalıştıkça daha hızlı kaçar, bu belli başlı teknolojik gelişmeler için de geçerlidir. “Sayısal (Dijital) Lorenz Eğrisi” bize internet erişimi ile ilgili durumu göstermektedir[11].
Yoksul ülkeler için internetin potansiyel faydalarından söz edilmesine karşın araştırmacılar arasında bu yargıya şüpheyle bakanlar çoğunluktadır. Örneğin, eğitim düzeyinin yeterli olmadığı ülkelerde teknolojinin etkin kullanımı mümkün olmayacağından internet erişiminin faydası az olacaktır. Bu konuda Duncombe (2000)’de telefon sistemlerinin cehaletten bağımsız olduğunu konuşma becerisine sahip herkesin bunları kullanabileceğini ancak e-posta ve internet hizmetlerini kullanabilmek için konuşma becerisinin ötesinde beceriler gerekli olduğunu ifade etmektedir.
2.1.1. Sayısal Uçurumun Teknolojik ve İnsan gücü Altyapısı
Sayısal uçurumun teknolojik altyapısı ile ilgili olarak; telefon aboneliği, bilgisayar sahipliği, internet kullanım oranları gibi göstergeler ele alınmaktadır.
Tablo 1: İnternet Nüfuz Etme Oranı, BİT Harcamaları[13]
| Ülkeler | Her 10.000 kişi için İnternet Host Sayısı 2002 yılı | İnternet Nüfuz Etme Oranı* | Güvenli Sunuculuar 2001 | GSYİH’nın %’si olarak BİT Harcamaları2001 | Kişi Başına ABD doları cinsinden BİT Harcamaları 2001 |
| Almanya | 314.08 | 53.3 | 5,156 | 7.9 | 1,880 |
| İspanya | 145.02 | 29.9 | 938 | 5.1 | 769 |
| Fransa | 232.86 | 50.8 | 1,641 | 9.1 | 2,048 |
| İtalya | 119.13 | 33.3 | 1,041 | 5.7 | 1,117 |
| Hollanda | 1,937.14 | 63.7 | 798 | 9.3 | 2,327 |
| Portekiz | 158.24 | 34.9 | 138 | 6.5 | 735 |
| İngiltere | 485.03 | 49.1 | 6,467 | 9.7 | 2,319 |
| ABD | 3,728.74 | 60.5 | 78,126 | 7.9 | 2,924 |
| Japonya | 559.22 | 45.0 | 5,153 | 9.6 | 3,256 |
| Yunanistan | 145.97 | 18.0 | 116 | 6.1 | 688 |
| S.Arabistan | 6.41 | 7.0 | 11 | – | – |
| Brezilya | 95.71 | 8.0 | 1,028 | 8.3 | 287 |
| Türkiye | 22.98 | 6.7 | 219 | 3.6 | 143 |
| Mısır | 0.47 | 0.9 | 11 | 2.5 | 37 |
| Bulgaristan | 42.28 | 7.5 | 18 | 3.8 | 65 |
| Romanya | 18.35 | 8.3 | 53 | 2.2 | 43 |
| Rusya Fed. | 27.92 | 4.2 | 285 | 3.3 | 68 |
| Hindistan | 0.81 | 1.6 | 122 | 3.9 | 19 |
| Pakistan | 0.78 | 0.3 | 6 | – | – |
| Çin | 0.68 | 4.5 | 184 | 5.7 | 53 |
| Hong Kong | 576.47 | 67.0 | 538 | 8.7 | 2,110 |
İnternet host sayıları[14] açısından da ABD ilk sırada yer almaktadır. Bunu, Hollanda, Hong Kong, Japonya izlemektedir.
İnternet nüfuz etme oranında ise yüksek gelir grubundaki ülkeler ile düşük gelir grubundaki ülkeler arasında önemli farklılıklar gözlenmektedir. İnternet kullanıcılarının toplamı ile 14 yaş üstü nüfus arasındaki ilişkiyi gösteren internet nüfuz etme oranı bize internetin kullanıcı profili ve kullanım amaçları ile ilgili ipucu verebilecektir. Örneğin; ABD 60.5 ile en yüksek orana sahip ülkedir. İnternet ile ve BİT ile ilgili gelişmelerle başlayan yeni ekonomi tartışmalarının ABD kaynaklı olduğu, e-ticaretin büyük oranda ABD’nde geliştiğini ve bilgi toplumu (ABD’nde kullanılan adıyla “sanayi ötesi toplum”) tartışmalarının başladığı gelişmelere sahne olan ABD’de bu oranın yüksek olmasına şaşırmamak gerekmektedir.
Bu teknolojiler; özellikle bilgisayarlar ve internet aynı zamanda e-ticaretin gelişmesi ve yaygınlaşması bakımından da son derece önemli olmaktadır.
Sağlıklı demokratik toplumlar eğitimli vatandaşlar gerektirmekte ve onların varlığı ile sağlıklı bir yapıya kavuşabilmektedir. BİT teknolojilerinin yönlendirdiği dünyada bilgiyi özümseme, organize etme, dönüştürme ve iletme becerisine sahip olmak önemlidir. Bilişim okur-yazarlığı bireysel ya da toplumsal olarak karmaşık bilişim becerileri ve eğitim fırsatları ile oluşan bilgi gerektirir.
Bilişim okur-yazarlığı ekonomik olarak iyi durumda olmak kadar önemlidir. İnternet bağlantılarının artması ve bunlarla karışık yeni teknolojiler hızla gelişmektedir.Ekonomiler giderek bilgi ekonomisine dönüşürken küresel rekabet edebilmek için bilginin ve bilgi okur-yazarlığının önemi giderek daha da artmaktadır.
Bu gelişmeler sonucu, çok sayıda imalat mesleği ortadan kalkmış yerine daha çok zekâ, bilgi ve etkin bilişim kullanımı gerektiren meslekler ortaya çıkmıştır[15]. Şu andaki beceriniz ne olursa olsun bunu sürekli geliştirmeniz gerektiğini ifade eden yaşam boyu öğrenme kavramı geçerli olmaktadır.
Tablo 2: Eğitim ve AR-GE Göstergeleri
| Ülkeler | HDI Sıralaması 2001 | TAI Sıralaması 2001 | Nüfus (2002 Tahmin) | GSMH b’nın %’si olarak Eğitime Ayrılan Pay 1996 yılı için | Bilim ve Mühendislik ÖğrencileriToplam Kayıtlı Öğrencilerin %’si olarak 1987-97 | AR-GE departmanlarnıda Çalışan Mühendis ve BilimadamıHer 1 milyon kişi için 1990-2000* | AR-GE Çalışmalarındaki Teknisyenler Her 1 milyon kişi için 1990-2001* | Bilimsel ve Teknik Dergilerdeki Makaleler 1999 | AR-GE harcamaları GSYİH’nın %’si olarak 1989-2000* |
| Almanya | 17 | 11 | 81,904.100 | 4.8 | 47 | 3,161 | 1,345 | 37,308 | 2.48 |
| İspanya | 21 | 19 | 41,547.400 | 4.9 | 31 | 1,921 | 1,019 | 12,289 | 0.94 |
| Fransa | 13 | 17 | 5,215.100 | 6.1 | 37 | 2,718 | 2,878 | 27,374 | 2.15 |
| İtalya | 20 | 20 | 56,209.900 | 4.7 | 30 | 1,128 | 808 | 17,149 | 1.04 |
| Hollanda | 8 | 6 | 16,258.300 | 5.2 | 39 | 2,572 | 1,464 | 10,441 | 2.02 |
| Portekiz | 28 | 27 | 10,366.900 | 5.5 | 36 | 1,576 | 506 | 1,508 | 0.71 |
| İngiltere | 14 | 7 | 59,040.300 | 5.4 | 34 | 2,666 | 1,014 | 39,711 | 1.87 |
| ABD | 6 | 2 | 291,639.900 | 5.4 | 19 | 4,099 | – | 163,526 | 2.69 |
| Japonya | 9 | 4 | 127,708.000 | 3.6 | 21 | 5,095 | 667 | 47,826 | 2.98 |
| Yunanistan | 23 | 26 | 11,100.200 | 3.0 | 26 | 1,400 | 554 | 2,241 | 0.67 |
| S.Arabistan | 68 | – | 22,735,900 | 5.5 | 17 | – | – | 528 | – |
| Brezilya | 69 | 43 | 179,712.500 | 5.5 | 27 | 323 | 129 | 5,144 | 0.77 |
| Türkiye | 82 | – | 70,140.900 | 2.2 | 45 | 306 | 38 | 2,761 | 0.63 |
| Mısır | 105 | 57 | 69,296.000 | 4.8 | 12 | 493 | 366 | 1,198 | 0.19 |
| Bulgaristan | 57 | 28 | 7,917.600 | 3.3 | 27 | 1,316 | 476 | 801 | 0.57 |
| Romanya | 58 | 35 | 21,590.000 | 3.6 | 21 | 913 | 584 | 785 | 0.37 |
| Rusya Fed. | 55 | – | 141,364.200 | 4.1 | 50 | 3,481 | 551 | 15,654 | 1.00 |
| Hindistan | 115 | 63 | 1,067,421.100 | 3.4 | 25 | 157 | 115 | 9,217 | 1.23 |
| Pakistan | 127 | – | 153,124.800 | 3.0 | 32 | 69 | 12 | 277 | – |
| Çin | 87 | 45 | 1,311,863.500 | 2.3 | 43 | 545 | 187 | 11,675 | 1.00 |
| Hong Kong | 24 | 24 | 6,827.000 | 2.9 | 36 | 93 | 100 | 1,817 | 0.44 |
Bu sıralamalar ülkeler hakkında genel bir bilgiye sahip olabilmemiz bakımından önemli olmaktadır. 1996 yılı itibariyle GSYH’den eğitime ayrılan paylara baktığımızda % 6.1 ile Fransa’da en yüksek olan bu oran; Hollanda, Portekiz, İngiltere, ABD, S.Arabistan ve Brezilya’da da bu oran ortalama % 5 düzeyindedir. Türkiye % 2.2 ile Çin ve Hong Kong ile benzer bir oranda ve tablodaki diğer ülkeler arasında en düşük orana sahip ülke olmuştur.
Toplam kayıtlı üniversite öğrencilerinden; bilim ve mühendislik (mühendislik, doğal bilimler, matematik, bilgisayar, sosyal bilimler ve davranış bilimleri) okuyan öğrenci oranına baktığımızda %45 ile Türkiye oldukça yüksek bir orana sahiptir. Rusya Federasyonu’nda % 50 olan bu oran Almanya’da % 47 ve Çin’de %43 olmuştur.
Yaratıcı ve sistematik faaliyetlerle bilgi düzeyinin arttırılmasına yönelik harcamalar AR-GE harcamaları olarak adlandırılmaktadır. AR-GE faaliyetleri; temel ve uygulamalı bilimler, deneysel yöntemlerle yeni araç, ürün ve süreç geliştirilmesi ile ilgili çalışmaları kapsamaktadır.
AR-GE departmanlarında çalışan bilim adamı ve mühendis sayılarına baktığımızda; Japonya’da her 1 milyon kişi için 5,095 ile yüksek oran söz konusudur. Bilim adamı ve mühendis olmak için okuyan öğrenci sayılarının yüksekliği ile dikkat çeken Türkiye ve Çin; bu öğrencileri AR-GE departmanlarında görevlendirebilme oranı açısından başarılı bir durum sergilememektedir. Türkiye’de 1 milyon kişide 306 ve Çin’de 545 kişi olan bu oran dikkat çekicidir. Almanya’da % 47 olan bu oran ile AR-GE departmanlarında çalışan bilim adamı ve mühendis sayıları da (3,161 kişi) birbiri ile orantılı sayılabilir. AR-GE departmanlarında çalışan teknisyenler; ortaokuldan sonra, ilgili alanda 3 yıl eğitim almış teknik elemanları tanımlamaktadır. Teknisyenler de hesaba katıldığında Türkiye için önemli bir değişiklik olmamaktadır.
Bilimsel ve teknik makaleler; bilim ve mühendislik alanında yayın yapan dergilerdeki fizik, biyoloji, kimya, matematik, tıbbi ilaç ve biomedikal araştırmalar, mühendislik ve teknoloji, uzay bilimleri alanlarında yapılan yayınları içermektedir. Bilimsel ve teknik dergilerdeki makalelerin sayıları açısından da Türkiye alt sıralarda yer almaktadır.
GSYH’nin %’si olarak AR-GE’ye ayrılan pay gelişmiş, yüksek gelir grubundaki ülkelerde % 2’ler düzeyindedir. Gelişmekte olan; orta ve düşük gelir grubundaki ülkelerde ise bu oran %0 6’lar düzeyindedir. Ayrıca bu oranda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da yüksek gelir düzeyine sahip bir ülkenin ayırdığı %6 ile düşük gelirli bir ülkenin ayırdığı %6 arasındaki farktır.
Tablo 3: Gazete, Radyo, Televizyon ve Faks Kullanımı
| Ülkeler | Günlük Gazete Her 1000 kişi için 1999 | Radyo Her 1000 kişi için 1999 | Her 1000 kişi için TV. Seti 1999 | Her 1000 kişi için Kablolu TV. Aboneliği 1999 | Faks Makinası Her 1000 kişi için 1999 |
| Almanya | 311 | 948 | 580 | 226.3 | 79.1 |
| İspanya | 100 | 333 | 547 | 13.3 | – |
| Fransa | 218 | 937 | 623 | 43.4 | 47.5 |
| İtalya | 104 | 880 | 488 | 2.8 | 31.4 |
| Hollanda | 306 | 981 | 600 | 387.3 | 38.5 |
| Portekiz | 75 | 304 | 560 | 59.8 | 7.0 |
| İngiltere | 329 | 1,435 | 652 | 52.6 | – |
| ABD | 215 | 2,146 | 844 | 246.3 | 78.4 |
| Japonya | 578 | 960 | 719 | 125.4 | 127.0 |
| Yunanistan | 153 | 478 | 480 | 1.2 | – |
| S. Arabistan | 57 | 321 | 263 | – | – |
| Brezilya | 40 | 444 | 333 | 15.5 | 3.1 |
| Türkiye | 111 | 180 | 332 | 11.0 | 1.7 |
| Mısır | 40 | 324 | 183 | – | 0.5 |
| Bulgaristan | 257 | 543 | 408 | 28.8 | – |
| Romanya | 300 | 335 | 312 | 129.5 | – |
| Rusya Fed. | 105 | 418 | 421 | 23.1 | 0.4 |
| Hindistan | 24 | 157 | 143 | – | 0.9 |
| Pakistan | 23 | 104 | 119 | 0.1 | 2.0 |
| Çin | – | 334 | 292 | 47.2 | 1.6 |
| Hong Kong | 792 | 678 | 434 | 68.0 | 58.0 |
İnsan gücü altyapısı ile ilgili fikir verebilecek göstergelerin yer aldığı bu tabloda; günlük radyo ve televizyon ile ilgili oranlar verilmektedir. Günlük gazete ile ilgili veriler; haftada en az dört kez yayın yapan gazeteleri, radyo, kamuya yapılan radyo yayınlarını alan radyo alıcılarını, kullanılan televizyonları, kablolu televizyon abone sayıları ise sabit bir hat (bazı ülkelerde bu sistem kablosuz olarak uydular ile yapılsa da yayına ödeme söz konusu olduğundan bu kapsamda ele alınmaktadır) çok kanallı yayın alan aboneleri göstermektedir.
Günlük gazete oranları; Türkiye’de her 1000 kişide 111, Hong Kong’da 792, Japonya’da 578 iken, en düşük oran 23 ile Pakistan’dadır. Türkiye orta sıralarda yer almaktadır. Televizyon, radyo kullanımlarında da Türkiye orta sıralarda yer almaktadır.
2.1.2. Sahip olanlar ile olmayanlar arası uçurum
Bunun standart ölçümü her 100 kişi başına düşen kişisel bilgisayar sayılaradır. Bu konu ile ilgili göstergeler Tablo 4’te gösterilmektedir[16]. Teknolojik altyapının yeterince gelişmemiş olması, gelişmekte olan ülkelerde kritik yoğunluktaki yerel kullanıcıların olmayışı bu teknolojilerden sağlanacak faydaları da kısıtlamaktadır[17]. Şekil 4’de görüldüğü gibi, internet kullanımı açısından büyük farklılıklar bulunmaktadır. Afrika ve Orta Doğu’da %1 olan internet kullanım oranı Latin Amerika’da %4 oranındadır. ABD ve Kanada’da %42, Avrupa’da %28 ve Asya-Pasifikte %24 düzeyinde olan internet kullanım oranları arasında önemli farklılıklar mevcuttur.
Tablo 4: Telefon, Bilgisayar ve İnternet Kullanım Oranları
| Ülkeler | Her 100 kişi başına Sabit Telefon Aboneliği | Mobil Telefon Aboneliği | Her 100 kişi başına Bilgisayar Sahipliği | Her 100 kişide internet Kullanıcıları | |||||
| 1995 | 2002 | 1995-2002 arası % değişim | Her 100 kişi için 2002 yılı | Toplam Tel. Aboneliği %’si | 1992 | 2002 | 1992 | 2002 | |
| Almanya | 51.33 | 65.04 | 3.4 | 71.67 | 52.4 | 10.87 | 43.49 | 0.43 | 42.37 |
| İspanya | 38.50 | 45.98 | 2.6 | 82.28 | 64.2 | 3.85 | 16.82 | 0.08 | 19.31 |
| Fransa | 56.01 | 56.89 | 0.2 | 64.70 | 53.2 | 11.66 | 34.71 | 0.28 | 31.38 |
| İtalya | 43.33 | 48.62 | 1.7 | 92.65 | 65.6 | 5.45 | 19.48 | 0.07 | 30.11 |
| Hollanda | 52.43 | 62.11 | 2.9 | 72.24 | 53.9 | 13.18 | 42.84 | 1.96 | 53.04 |
| Portekiz | 36.72 | 41.90 | 1.9 | 81.94 | 66.2 | 3.54 | 11.74 | 0.45 | 35.55 |
| İngiltere | 50.18 | 50.74 | 2.7 | 84.49 | 58.6 | 14.48 | 36.62 | 0.26 | 40.42 |
| ABD | 60.38 | 65.89 | 1.3 | 48.81 | 42.6 | 25.30 | 62.50 | 1.77 | 53.75 |
| Japonya | 49.61 | 58.58 | 2.8 | 62.11 | 51.5 | 5.28 | 38.25 | 0.10 | 44.93 |
| Yunanistan | 49.40 | 59.92 | 1.2 | 83.86 | 62.2 | 2.23 | 8.12 | 0.05 | 18.15 |
| S.Arabistan | 9.42 | 14.48 | 7.4 | 11.33 | 43.9 | 2.48 | 6.27 | 0.01 | 1.34 |
| Brezilya | 8.51 | 22.32 | 14.8 | 20.06 | 47.3 | 0.64 | 7.48 | 0.01 | 8.22 |
| Türkiye | 21.44 | 28.12 | 3.9 | 34.75 | 55.3 | 0.38 | 4.07 | 0.01 | 7.28 |
| Mısır | 4.67 | 10.36 | 14.2 | 6.72 | 39.7 | 0.34 | 1.55 | 0.01 | 0.93 |
| Bulgaristan | 30.47 | 37.46 | 3.0 | 19.12 | 34.7 | 1.05 | 3.46 | 0.02 | 7.46 |
| Romanya | 13.09 | 18.38 | 5.8 | 17.17 | 48.3 | 0.66 | 3.57 | 0.03 | 4.47 |
| Rusya Fed. | 16.91 | 24.22 | 5.3 | 12.05 | 33.2 | 0.64 | 4.97 | 0.01 | 2.93 |
| Hindistan | 1.29 | 3.98 | 17.4 | 1.22 | 23.4 | 0.05 | 0.58 | 0.0 | 0.68 |
| Pakistan | 1.67 | 2.48 | 5.8 | 0.56 | 19.4 | 0.21 | 0.41 | 0.0 | 0.34 |
| Çin | 3.30 | 16.69 | 26.0 | 16.09 | 49.01 | 0.09 | 1.90 | 0.0 | 4.60 |
| Hong Kong | 53.25 | 56.74 | 0.9 | 92.98 | 62.1 | 7.59 | 38.66 | 0.86 | 43.09 |
Çin, Hindistan ve Mısır; 1995 yılı ile 2002 yılları arasında sabit telefon aboneliği oranı açısından en yüksek artışın yaşandığı ülkeler olmuştur. Fransa, Hong Kong, ABD gibi ülkelerde ise bu oran düşüktür. Ancak sabit hat telefon aboneliği Dünya Bankasının çalışmalarında “mevcut yenilikler (innovasyonlar) “ içinde yer almaktadır. Bu oranın az olduğu ülkeler için sabit telefon hattı aboneliğindeki yayılmayı ve yaygın kullanımı daha önceki yıllarda yakalamışlardır ifadesini kullanmak pek de yanlış olmayacaktır.
Mobil telefon kullanım oranlarına baktığımızda; 2002 yılında, her 100 kişiden 92 kişinin mobil telefon abonesi olduğu İtalya ve Hong Kong birinci sırada yer almaktadırlar. İspanya, Portekiz, İngiltere, Yunanistan’da ortalama olarak 100 kişiden 80’i mobil telefon abonesidir. Çin’de bu sayı 16, Hindistan’da 1.22 ve Türkiye’de ise 34’tür. Mobil telefonlardaki gelişme de m-ticaret* gelişmesinin temelinde yatan bir faktör olarak ele alınmaktadır. Mobil teknolojilere geçiş ile internetin e-ticareti ortaya çıkarıp büyütmesine benzer bir gelişme m-ticarette yaşanmaya başlanmıştır.
Her 100 kişide bilgisayar sahipliği oranlarına baktığımızda; 1992 yılı ile 2002 yılları arasında Japonya, Brezilya ve İspanya’da önemli artışlar olmuştur. Hindistan’da 1992 yılında 0.05 olan bu oran 2002 yılında 0.58 olmuştur. (Bilgisayar sayısının az olması, Hindistan’ın dünya yazılım piyasasının önemli bir bölümünü elinde tutmasına engel olamamaktadır. Önemli olan var olan altyapıyı etkin olarak kullanabilmektir. Bu anlamda Hindistan örneği ilgi çekicidir).
Her 100 kişide internet kullanıcıları açısından baktığımızda; 1992 yılı ile 2002 yılı arasında ele alınan ülkelerin çoğunda kullanım oranlarında büyük artışlar görülmektedir. ABD’nde 2002 yılında her 100 kişide internet kullanıcılarının sayısı yaklaşık olarak 53 iken, bu rakam Hong Kong’da 43, Japonya’da 44, İngiltere’de 40, Almanya’da 42 olmuştur.
Tablo 5: Patent ve Markalar, Yüksek Teknoloji İhracatı
| Ülkeler | Ticari Marka Başvurusu 2000 | Patent Başvuruları | Telif ve Lisans Ödemeleri | Yüksek Teknoloji İhracatı | |||
| Yerli 2000 | Yabancı 2000 | Kazanç milyon ABD Doları 2001 | Ödeme milyon ABD Doları 2001 | Milyon ABD Doları 2001 | İhraç edilen ürünlerin %’si olarak 2001 | ||
| Almanya | 97,325 | 78,754 | 183,796 | 3,149 | 5,243 | 85,958 | 18 |
| İspanya | 98,739 | 3,813 | 198,626 | 365 | 1,678 | 7,106 | 8 |
| Fransa | 111,781 | 24,471 | 138,707 | 2,504 | 1,879 | 67,191 | 23 |
| İtalya | 11,392 | 3,667 | 138,248 | 443 | 1,312 | 21,486 | 10 |
| Hollanda | – | 7,528 | 136,813 | 1,723 | 2,319 | 38,960 | 32 |
| Portekiz | 18,394 | 126 | 198,574 | 25 | 234 | 1,343 | 6 |
| İngiltere | 85,570 | 33,658 | 199,565 | 7,910 | 5,909 | 67,416 | 31 |
| ABD | 292,464 | 175,582 | 156,191 | 38,660 | 16,360 | 178,906 | 32 |
| Japonya | 145,834 | 388,879 | 97,325 | 10,462 | 11,099 | 99,389 | 26 |
| Yunanistan | 10,583 | 59 | 140,481 | 14 | 225 | 548 | 8 |
| S. Arabistan | – | 72 | 1,144 | 0 | 0 | 23 | 0 |
| Brezilya | – | 41 | 64,645 | 112 | 1,245 | 6,110 | 18 |
| Türkiye | 33,731 | 333 | 67,289 | 0 | 119 | 1,100 | 5 |
| Mısır | 3,155 | 534 | 1,081 | 46 | 361 | 12 | 1 |
| Bulgaristan | 9,211 | 255 | 60,225 | 3 | 12 | 79 | 2 |
| Romanya | 11,326 | 1,019 | 112,360 | 16 | 60 | 567 | 6 |
| Rusya Fed. | 42,806 | 23,658 | 65,771 | 60 | 343 | 3,257 | 8 |
| Hindistan | 66,378 | 90 | 60,852 | 83 | 306 | 1,680 | 6 |
| Pakistan | 8,320 | – | – | 2 | 19 | 24 | 0 |
| Çin | 6,252 | 25,592 | 96,714 | 110 | 1,938 | 49,427 | 20 |
| Hong Kong | 28,114 | 51 | 8,244 | 107 | 461 | 3,716 | 20 |
Ticari marka başvuruları, ulusal yada bölgesel ticari marka ofislerine başvuru ve kayıt olarak ele alınmaktadır. Girişimcilerin, buluş yapanların ürettikleri ya da sağladıkları mal ve hizmetleri tanımlayan ve belirleyen önemli bir göstergedir. Ticari markanın kaydedilmesi, sahibine marka koruması sağlar, haklarını güçlendirmektedir.
Patentler bir ülkede, yenilik yapabilme gücünün bir göstergesi olarak ele alınmaktadır. Yeni bir şey, yeni bir teknoloji, var olan bir problem için yeni bir çözüm yolu bulunması patent ile korunmaktadır. Patent ofislerine yapılan kayıt ile buluş ya da icat ile ilgili haklar koruma altına alınmaktadır. Patent ile yaklaşık 20 yıllık bir sürede hakların korunması söz konusu olmaktadır. Tablo 5’te patent başvuruları ile ilgili iki sütun bulunmaktadır. Yerli başvurular; ilgili ülkelerde yaşayan kişilerin başvuru oranıdır ve büyük ölçüde ülkenin yenilik yapabilme kapasitesini, performansını göstermektedir. Türkiye’de 2000 yılı itibariyle 333 olan bu oran, Japonya’da 388 bin ve ABD’nde 175 bindir.
Telif ve lisans ödemeleri; yerli ve yabancılara, soyut ve finansal olmayan varlıklar, mülkiyet hakları (patentler, ticari markalar, endüstriyel süreç) kullanımı sağlamaktadır. Bu lisans anlaşmaları yoluyla olmaktadır.
Türkiye’nin bu konuda elde ettiği kazanç sıfır iken, ödemesi de 2001 yılı itibariyle 119 milyon dolardır. ABD’nin kazancı 38,660 milyon dolar ve ödemesi de 16,360 milyon dolardır. Özellikle bilişim sektöründe Türkiye’nin devlet operatörlerinde kullanılan teknolojilerdeki Türk mühendislerin katkısı, yani fikri mülkiyet payı sadece % 3’tür. Netaş ve Teletaş gibi yerli teknoloji üreten firmalar sayesinde 1980’lerde bu pay % 30’lar civarında bulunmaktaydı. Teknoloji üretme konusunda devlet politikası olmalıdır. Örneğin Türkiye’nin e-devlet altyapısının Türk firmalar tarafından dışarıdan alınıp burada satılması yerine üretilmesine çalışılmalı, ya da devlet alacağı teknoloji ürünlerinin tamamının veya en azından bir kısmının ülke içinde üretilmesi koşulunu getirmelidir[18].
Yüksek teknoloji ihracı; AR-GE yoğun ürünler, uzay, bilgisayar, kimyasallar, bilimsel araçlar, elektrikli makinaları kapsamaktadır. ABD’nin, Hollanda’nın ve İngiltere’nin ihraç ettiği ürünlerin yaklaşık %30’u yüksek teknoloji ürünü ihracı iken, Türkiye’nin %5 düzeyindedir.
Sayısal uçurumu; belli bir grubun BİT ’ne ulaşamaması ile açıklayan çalışmalar da bulunmaktadır. Düşük gelirli, eğitim düzeyi düşük kişiler, işsizler, yaşlı işçiler, kırsal alanda vb. yerleşim ile izole edilmiş kişiler, özürlüler, kadınlar gibi gruplar BİT ulaşma açısından zorluklar yaşayabilmektedirler. Bu gruplar, eğitim, sağlık ve gelir açısından dezavantajlı gruplardır. Sosyo-ekonomik statü ile sayısal uçurum arasında güçlü korelasyon bulunmaktadır. İnternet teknolojisine erişimde sadece ekonomik ve finansal erişim değil aynı zamanda kültürel unsurlar da önemlidir. Evrensel erişim için internet süperotoyolu önemlidir. Kadınların bilgisayarlaşmış dünyaya erişimi son derece önemlidir. Yeni bilgi teknolojileri; ev, işyeri ayrımını önemsiz kılmakta, ırk ayrımı vb. ayrımlar internet ortamında anlamsızlaşmaktadır[19].
3. Çocukların Sayısal Uçurum Karşısındaki Durumu
Tarihte ilk defa dünya nüfusu ortalaması 20 yaş altıdır. Neredeyse 1 milyar çocuk 1990 yılında doğmuştur. Haziran 2000’de nüfus uzmanları Latin Amerika ve Karayiplerde 523 milyon insan yaşayacağını ve bunun 269 milyonunun 24 yaş altı olacağını belirmektedirler[20]. Oysa Şekil 4’ te görüldüğü gibi bu bölgeler internet kullanımının en düşük olduğu bölgelerdir.
Çocuk ve genç nüfus, toplam nüfusun % 60’ını oluşturmaktadır. Bu çocuk ve gençler; sosyal, ekonomik, teknolojik ve politik değişmelerden büyük oranda etkilenmektedirler. Özellikle yeni gelişen teknolojilerin gerektirdiği niteliklere sahip bireylerin yetiştirilmesi bakımından çocukların eğitimi konusu son derece önemli olmaktadır. Bunu başarabilmenin ön şartı ise çocukların çalışması yerine okula devam edebilmelerinin şartlarının yaratılmasıdır. Elbette bu konu ülkenin sosyal ve ekonomik durumu ile yakından ilgilidir, ancak her ne koşulda olursa olsun çocukların 21.yy. gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılması konusu bir ulusal seferberlik gibi ele alınmalıdır. Verilen tablolarda da görüldüğü gibi, BİT erişimi konusunda kötü durumda olan ülkeler, çocuk işgücü oranının da yüksek olduğu ülkelerdir. BİT’nin getirdiği fırsatlardan yararlanması beklenen, yararlanacağı iddia edilen ülkeler çocuk işgücü kullanımını azaltıp, gerekli bilgi ve becerilerle donanmalarını sağlayacak eğitimi vermek zorundadırlar. Aksi durumda ise sayısal uçurum onarılması zor bir biçimde derinleşecektir.
21. yy.da çocukların yaşam düzeyini yükseltmek için sıra dışı fırsatlar söz konusu olmaktadır. Sağlık, iyi yaşam, temiz su, beslenme, çevre kalitesi, çocuk ölümlerinin oranının azalması gibi konularda yapılan çalışmalar son derece önemli olmakla birlikte tam olarak yeterli olduğunu söylemek güçtür. Dünya genelinde her 6 çocuktan biri fiziksel, ruhsal ve mental gelişmesini olumsuz yönde etkileyen işlerde çalışmaktadır. Ülkelerin uzun dönemli hedefi çocuk işgücünü tamamen ortadan kaldırmaktadır.
*Dünyada 246 milyon çocuk işçi bulunmaktadır.
*73 milyonu 10 yaş altı çocuklardır
*Bu olumsuzluktan zarar görmeyen ülke yok gibidir. 2.5 milyon çocuk gelişmiş ülkelerde, 2.5 milyon çocuk ise dağılan Sovyetler Birliği gibi geçiş ekonomilerinde bulunmaktadır.
*Her yıl 22.000 çocuk iş kazasına uğramaktadır.
*Asya-Pasifik bölgesinde çalışan çocukların büyük bölümü (173 milyon) 14 yaş altıdır.
*En yoğun çocuk işgücü Sahra altı Afrika’sındadır, bunların üçte biri 14 yaş altıdır (48 milyon)
*Tüm dünyada çocuklar yasal koruma ve düzenlemelerin olmadığı enformel sektörde çalışmaktadırlar. % 70’ı tarım, avcılık, ormancılık ve hayvancılık sektöründe, % 8’i imalat, % 8’i toptan ve perakende satış, restoran ve otellerde, % 7’si ev işleri gibi toplumsal sosyal ve kişisel hizmetler sektöründe çalışmaktadır.
*8.4 milyon çocuk ise kölelik, kaçakçılık, fuhuş vb. alanlarda çalışmak zorunda kalmaktadır[21].
Tablo 6: Çeşitli Ülkelerde Çocuk İşgücü Oranları[22]
| Ülkeler | 14 yaş altı çocuk işgücü (yaş grubu %’si) | ||
| 1980 | 1997 | 1999 | |
| Almanya | 0 | 0 | 0 |
| İspanya | 0 | 0 | 0 |
| Fransa | 0 | 0 | 0 |
| İtalya | 2 | 0 | 0 |
| Hollanda | 0 | 0 | 0 |
| Portekiz | 8 | 2 | 1 |
| İngiltere | 0 | 0 | 0 |
| ABD | 0 | 0 | 0 |
| Japonya | 0 | 0 | 0 |
| Yunanistan | 5 | 0 | 0 |
| S. Arabistan | 5 | 0 | 0 |
| Brezilya | 19 | 15 | 15 |
| Türkiye | 21 | 22 | 9 |
| Mısır | 18 | 10 | 10 |
| Bulgaristan | 0 | 0 | 0 |
| Romanya | 0 | 0 | 0 |
| Rusya Fed. | 0 | 0 | 0 |
| Hindistan | 21 | 13 | 13 |
| Pakistan | 23 | 17 | 16 |
| Çin | 30 | 10 | 9 |
| Hong Kong | 6 | 0 | 0 |
| Angola | 30 | 27 | 26 |
| Bangladeş | 35 | 29 | 28 |
| Bolivya | 19 | 13 | 12 |
| Botswana | 26 | 15 | 15 |
| Çad | 42 | 38 | 37 |
| Eritre | 44 | 39 | 39 |
| Etiyopya | 46 | 42 | 41 |
| Guetemala | 19 | 15 | 15 |
| Haiti | 33 | 24 | 23 |
| Kenya | 45 | 40 | 40 |
| Madagaskar | 40 | 35 | 34 |
| Mali | 61 | 53 | 52 |
| Senegal | 43 | 30 | 28 |
| Uganda | 49 | 45 | 44 |
| Endonezya | 13 | 9 | 8 |
| Tayland | 25 | 15 | 13 |
| Sudan | 33 | 29 | 28 |
| Nijer | 48 | 45 | 44 |
| Düşük Gelir Grubundaki Ülkeler Ortalaması | 27 | 21 | 19 |
| Orta Gelir Grubundaki Ülkeler Ortalaması | 20 | 8 | 7 |
| Düşük-Orta Gelir Grubundaki Ülkeler Ortalaması | 23 | 14 | 13 |
| Yüksek Gelir Grubundaki Ülkeler Ortalaması | 0 | 0 | 0 |
1992 yılında Brezilya, Hindistan, Endonezya, Kenya, Tayland ve Türkiye’de başlatılan “Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı” (IPEC-International Programme on Elimination of Child Labour) ile çocuk işgücü kullanımı oranlarında azalmalar olmuştur. Dünya Bankası sıralamasına göre düşük-orta gelir grubunda bulunan Türkiye bu konuda orta gelir grubu ülkeler ortalamasına yaklaşmıştır. Bu programın ülkeler ve özellikle Türkiye açısından önemli katkıları olduğunu söylemek mümkündür[23].
2010-2030 yılları arasında Türkiye açısından önemli bir fırsat söz konusudur. Günümüzde ilköğretim çağındaki yaklaşık 16.5 milyon çocuk bulunmaktadır. Bugün 40 yaşın altında olanlar da, bu zaman diliminde üretken durumda olacaklardır. Bu dönemde, söz konusu üretken kitle doğru alanlara, özellikle BİT ile ilgili alanlara, yönlendirilebilirse, nitelikli katma değer yaratılabilirse bu yolla hızlı bir kalkınma söz konusu olabilecektir. Türkiye BİT konusunda teknoloji yeteneğini yükseltip, iç ve dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlamaya yönelmelidir[24].
Ekonomik, coğrafi ve sosyal sınırlar milyonlarca gencin bireysel potansiyellerini geliştirmelerini engellemektedir. İnternet yolu ile kurulacak köprü dışlanan gruplar bakımından önemlidir. Bu gruplardan her birinin (kadınlar, özürlüler) yeni teknolojilerden yararlanabilir hale gelmesi önemlidir ancak çocukların; geleceğin bilgi toplumunda yer alacak bireylerin, bilgi işçilerinin yetiştirilmesi için son derece önemlidir.
Çocuklara eğitim ve istihdam için yeni fırsatlar sağlayacak teknolojik ilerlemelere rağmen çocuk yoksulluğu hala önemli bir konudur.
Eğitim sisteminin teknolojik altyapısının kurulması için 6 milyar doları harcama yapan ABD’nde her 5 öğrenciye 1 bilgisayar düşmektedir. Türkiye’de ise yaklaşık olarak 120 öğrenciye bir bilgisayar düşmektedir. 2000-2001 eğitim-öğretim yılında Türkiye’de 58.873 okul, 16.090.785 öğrenci, 124.967 adet bilgisayar, 6.034 internete bağlı bilgisayar bulunmaktadır[25]. Öğretmenlerin % 67’si bilgisayar okur-yazarlığı ve “bilgisayar destekli eğitim” konusunda eğitim almışlardır[26].
Son yıllarda yerel ve ulusal düzeyde öğrenci başarısı çok önemli bir konu olmuştur. Okulda öğrenilen bilgi ve beceriler 21.yy. toplumunun çalışma ortamına uygun olmaktadır. Bu konuda çeşitli alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Temel konular, öğrenme becerilerine yönelik konular, beceri kazandırılması ve uygulamaya geçirilmesi gibi konular önemli hale gelmektedir.
Eğitimli gençler ve bireyler olmadıkça, küresel işgücü gereksinmelerine uyum olmayacaktır. İyi ve yüksek ücretli işler için eğitim gerekmektedir. ILO tahminlerine göre gelecek 10 yılda küresel işgücü (460 milyon) büyüme oranları yavaşlamasına rağmen yeni iş arayanlar artacaktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde gençlerin istihdam konusunda gözleri korkmaktadır. Ekonomik büyüme stratejileri ile dengeli düzenlemeler gerekmektedir. Küreselleşme ve rekabet baskısıyla yüz yüze olan ülkeler, işgücünün eğitimi ve becerilerinin geliştirilmesine yatırım yapmak zorundadırlar[27].
Yeni işler yaratan, verimliliği arttıran, büyümenin yeni motoru olan BİT; gelişmekte olan ülkelere ve endüstrileşmiş ülkelere küresel piyasalara girme konusunda fırsatlar sunmaktadır. Eğitim, deneyim kazandırma, sağlık, sosyal hizmetlerin dağıtılması gibi insani gelişme alanlarında BİT iyi bir araçtır. Bu teknolojiler hepimizin hayatını derinden etkilemektedir. Bu teknolojilere; coğrafi izolasyon, cehalet, kültürel sınırlar gibi nedenlerle doğrudan erişemeyenler için yaşam kalitesinin yükseltilmesi zor olacaktır[28]. Teknoloji tek başına toplumun sosyal ve ekonomik sorunlarını çözemez. Örneğin, BİT ile bağlantılı bir alan olan yazılım konusunda dünyada önemli bir yer edinen Hindistan’da yoksulluk hala önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.
Bunun yanı sıra, yeni teknolojilerin eski teknolojilerin yerini alması süreci uzun olabilmektedir. İnsan deneyimleri, alışkanlıklar, beceriler gibi çeşitli nedenlerle eski ve yeni teknolojiler uzun süre bir arada bulunabilir. Yeni teknolojiler tam anlamıyla faydalı olarak kullanılabiliyorsa, eski teknolojilerin yerini alması daha kolay olacaktır.
Dünya nüfusunun büyük bölümü henüz telefonla bile tanışmamıştır. Beslenme, sağlıklı çevre… gibi konularda bile mücadele tamamlanamamıştır. Bilgi sınırsız bir biçimde akarken, eğitim için aynı durum söz konusu değildir. İnternet kendi başına cehaleti önlemez, hatta bulunan bilgiyi yorumlamak için yüksek düzeyde bilgi ve beceri gerekmektedir[29]. Küresel bilgi ve deneyimden belli amaçlar için yararlanmak gerekmektedir. Örn., yoksulluğu azaltmak için.
7. Sonuç
Sayısal uçurum, endüstrileşmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında vardır. BİT’lerin yayılmasında ülkeler arasındaki refah ve gelir eşitsizlikleri farklılıklara neden olmaktadır. Ancak iyimser bakış açısıyla bakıldığında “sayısal fırsatlardan” söz edilmektedir. Bu olumlu bakış açısında, küreselleşmenin sayısal uçurumun azalmasına yardımcı olabileceği savunulmaktadır. Teknolojinin sınırlar arasında serbestçe dolaşması ile bu gerçekleşir. Ancak, teknolojinin bu hareketliliğinde de belli sınırlar söz konusudur. Örneğin, gelişmekte olan ülkelerin BİT ile ilgili altyapı ve donanım eksiklikleri, gelir yetersizlikleri gibi faktörler sınırlayıcı olmaktadır. Böyle olmakla birlikte çocuklar ve gençler potansiyellerini geliştirmek ve ortaya çıkarmak konusunda desteklenmelidir. Napster, gençlerin yapabileceklerinin en iyi örneğidir. Gerçek değişimi isteyen ve yakalayan gençler ve yaptıkları, büyük şirketlerce de fark edilmektedir[30].
Temel becerilerin öğretilmesi için; öğrenmede teknolojinin rolünün farkına varılması, öğretme, yetiştirme ve eğitme faaliyetleri ile, okulun organizasyon yapısı ve yönetimi konularının yeniden ele alınması, yaşam boyu öğrenme kavramına işlerlik kazandırılması, ailenin rolünün iyi anlaşılması ve öğretmenlere daha iyi imkanlar sunulması, ailelerin kendi çocuklarını eğitmeleri yönünde desteklenmeleri, teknoloji tabanlı eğitim fırsatlarının arttırılması daha çok bilişim okuryazarlığı oranına ulaşmak için yapılması gerekenler arasındadır.
Kaynakça
(Çıkarılan kısımlarda yer alan referanslar kaynakçada yer almaktadır)
Adler, Richard P. “Information Literacy: Advacing Opportunities for Learning in the Digital Age”, (1999), The Aspen Institute http://www.nextagespeakers.com/radler.htm
Acun, Ramazan. “21.yy’a Girerken Türkiye’de Bilim ve Tenolojinin Durumu”, http://www.history.hacettepe.edu.tr/archive/trkblmtek.html, 5.10.2003.
Berberoğlu C.Necat. Makroekonomik Analiz, (Eskişehir:1988).
Gates, Bill ve Hemingway, Collins. “Dijital Sinir Sistemiyle Düşünce Hızında Çalışmak”, Çeviren:Ali Cevat Akkoyunlu, (Doğan Kitap, 1.baskı, İstanbul: 1999)
Büke, Murat. “60 Bin ADSL Portun 40 Bin’i Okullara”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=8823, 5.12.2003.
Cho, Jaeho.- Gil De Zuniga Homero vd., Beyond Access: The Digital Divide and Internet Uses and Gratifications, IT&Society, Vol.1, Issue 4, Spring 2003, http://www.stanford.edu/groups/siqss/itandsociety/v01i04a05.pdf, 18.11.2003.
Coss, Fabian A. Children Falling into the Digital Divide, Journal of International Affairs, Fall 2001, 55,1, ABI/INFORM.
Cullen, Rowena. Adressing the Digital Divide, Online Information Review, 2001, 25,5, ABI/INFORM.
Goodman, Allan E. Education for Everybody: The Madness of Present Age, Vital Speeches of the Day, September 1, 2002, ABI/INFORM, Delivered to the American Chamber of Commerce Bangkok, Thailand, 23 July 2002.
Goldstein, Andraea ve O’Connor, David. “Navigating Between Scylla and Charybdis”, 2001, http://www.oecdobserver.org/news/fullstory.php/aid=411.
Haltiwanger, John – Jarmin, Ron S. “Measuring the Digital Economy”,
http://mitpress.mit.edu/books/0262523302/UDE/haltiwanger.pdf, 17.07.2001.
Mazrui, Ali – Mazrui, Alamin. The Digital Revolution and New Reformation, Harvard International Review, Spring 2001, 23,1, ABI/INFORM.
Mac Innis, Patricia. Youth Ignored on IT Agenda, Computing Canada, September 13, 2002, 28,18,ABI/INFORM.
Menau, Michael J. The Global Digital Divide, Beyond hICTeria, Aslib Prooceeedings, April, 2001, 53, ABI/INFORM.
Millward, Peter. The “Grey Digital Divide” Perception, Exclusion and Barriers of Access to the Internet for Older People, First Monday, Vol.8, Number 7, July 2003, http://firstmonday.org/issues/issue8-7/millward/index.html, 18.11.2003.
Warschauer, Mark. Reconceptualizing the Digital Divide, First Monday, Vol.7, Number 7, July 2002, http://firstmonday.org/issues/issue7-7/warschauer/index.html, 19.11.2003.
Ekonomik Forum, TOBB Yayını, İstanbul, Sayı 10, (2000).
“e-öğrenim’in Gelişimi ve Türkiye’deki Durumu”, http://www.ideaegitim.com/sayfalar/makale_devam.asp?MakaleId=16, 5.10.2003.
Facts on Child Labor, http://www.ilo.org/public/english/bureau/mf/event/cl2003/factsonchild.pdf, 18.11.2003.
“Global Information Infrasturucture”, http://www.infodev.org/project/internet/375pyramid/PyramidSummary.pdf, 18.11.2003.
“Modeling the Digital Economy”, http://www.digitaleconomy.gov/define.html,2000, 13.02.2001.
“Sayısal Uçurum Konusunda WFEO Kartaca Bildirgesi 16-17 Ekim 2003”, http://www.emo.org.tr/modules.php?op=modload&name=News&file=articles&sid=345, 14.11.2003.
“Sınırsız Dünya’da Yolculuk” http://turk.internet.com/haber/yaziyaz.php3?yaziid=7049, 6.12.2003.
“Teknolojide Sömürgeyiz”, Akşam Gazetesi, 5.12.2003.
http://www.izto.org.tr/rapor/ityeni.pdf
http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/programme/ipec.htm, 5.10.2003.
[1] Bill Gates, Collins Hemingway, “Dijital Sinir Sistemiyle Düşünce Hızında Çalışmak”, Çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, (Doğan Kitap, 1.baskı, İstanbul: 1999)s. 61.
[2] “Modeling the Digital Economy”, http://www.digitaleconomy.gov/define.html,2000, 13.02.2001.
[3] Bu çalışmada “uçurum” kelimesi yaşanan dijital eşitsizliklerin derinliğini ifade etmek üzere “bölünme” kelimesi yerine kullanılmaktadır.
[4] Jaeho Cho, Homero Gil De Zuniga vd., Beyond Access: The Digital Divide and Internet Uses and Gratifications, IT&Society, Vol.1, Issue 4, Spring 2003, http://www.stanford.edu/groups/siqss/itandsociety/v01i04a05.pdf, 18.11.2003, s.5.
[5] Peter Millward, The “Grey Digital Divide” Perception, Exclusion and Barriers of Access to the Internet for Older People, First Monday, Vol.8, Number 7, July 2003, http://firstmonday.org/issues/issue8-7/millward/index.html, 18.11.2003, s.4.
[6] Sayısal Uçurum Konusunda WFEO Kartaca Bildirgesi 16-17 Ekim 2003, http://www.emo.org.tr/modules.php?op=modload&name=News&file=articles&sid=345, 14.11.2003, s.2.
[7] Mark Warschauer, Reconceptualizing the Digital Divide, First Monday, Vol.7, Number 7, July 2002, http://firstmonday.org/issues/issue7-7/warschauer/index.html, 19.11.2003, s.3.
[8] Rowena Cullen, Adressing the Digital Divide, Online Information Review, 2001, 25,5, ABI/INFORM, s.311.
[9] Michael J. Menau, The Global Digital Divide, Beyond hICTeria, Aslib Prooceeedings, April, 2001, 53, ABI/INFORM, s.112.
[10] Temel atıf indeksleri (Science Citation Index, Social Science Citatior Index ve Arts and Humanities Citatidn Index) kapsamına giren bilimsel dergilerde yayınlanan makele sayılarına bakılmaktadır. Ramazan Acun, 21.yy’a Girerken Türkiye’de Bilim ve Tenolojinin Durumu, http://www.history.hacettepe.edu.tr/archive/trkblmtek.html, 5.10.2003.
[11] Gelir dağılımındaki işitsizliklerin ölçülmesinde en çok kullanılan yöntem “Lorenz eğrisi”dir. Lorenz Eğrisi ile gelir dağılımı eşitsizlikleri çok yönlü olarak ölçülebilmektedir. Hem çeşitli ülkeler açısından hem de aynı ülkede değişik tarihlerdeki gelir ve servet dağılımları karşılaştırılabilmektedir. C.Necat Berberoğlu, Makroekonomik Analiz, (Eskişehir:1988,), s.141.
Sayısal Lorenz Eğrisi de benzer biçimde internet erişimi ile ilgili olarak mevcut eşitsizlikleri göstermek amacıyla kullanılmaktadır.
[12] John Haltiwanger-Ron S. Jarmin, “Measuring the Digital Economy”,
http://mitpress.mit.edu/books/0262523302/UDE/haltiwanger.pdf, 17.07.2001, s.3.
[13] Çalışmada yer alan; tablolar Dünya Bankası ve ITU (International Telecommunication Union) verilerinden derlenmiştir. Çeşitli gelir gruplarından (yüksek, orta ve düşük) seçilmiş ülkeler için ilgili göstergeler açısından elde edilebilen en güncel veriler kullanılmıştır.
[14] İnternet bağlantısı telin iki ucundaki bilgisayar arasındaki ilişki olarak düşünülürse; web server, web sayfalarını içeren hizmet eden bilgisayarlardır. Host bilgisayar ise web server’a ev sahipliği yapan bilgisayar olmaktadır. Güvenli sunucular (secure server) ise; internet işlemlerinde kilitleme/şifreleme teknolojisi kullanan sunuculardır.
[15] Bu işler şöyle sıralanabilir; İş Geliştirme, Çağrı Merkesi Yöneticisi, Mobil Ticaret Proje Uzmanı, Dağıtım Kanalları Geliştirme Müdürü, Çözüm Mimarları, Veri Tabanı Uzmanları, Teknik Mimarlar, İş Mimarı, Scanner Data Uzmanı, İnternet Strateji Uzmanı, Web Tasarımcısı, Medikal Enformatik Uzmanı, Mikro Elektrik Mühendisliği, Bio-Teknoloji Uzmanı, Entegrasyon Projeleri Yöneticiliği, E-Ticaret Uzmanı, E-İş Projesi Uzmanı, Varlık Yönetimi Vadeli Piyasalar Uzmanı, Risk Sermayesi Uzmanlığı, İçerik Yönetimi, Network Uzmanları, CRM Uzmanları(Müşteri ilişki yönetimi), ERP(CRM benzeri ancak müşteri ile doğrudan ilgili olmayan alanlarda).Ekonomik Forum, TOBB Yayını, İstanbul, Sayı 10, (2000), s.40.
[16] Global Information Infrastructure…, s.8.
[17] Richard P. Adler, “Information Literacy: Advacing Opportunities for Learning in the Digital Age”, (1999), The Aspen Institute http://www.nextagespeakers.com/radler.htm
* m-ticaret, mal ve hizmetlerin kablosuz araçlar yardımıyla alınıp satılması m-ticaret olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda sabit hatları aşan sayıda mobil telefon aboneliği söz konusudur. Dünya çapında m-ticaret gelir tahminleri 2002’de neredeyse 50 milyon $ tahmin edilmektedir. M-ticarette ana alan SMS (kısa mesaj servisleri) mikro ödeme, finansal hizmetler, lojistik, bilgi hizmetleri ve kablosuz müşteri ilişkileri yönetimi, kablosuz 3.nesil teknoloji uygulamaları yaygınlaştıkça m-ticaret de gelişecektir. Dünyada mobil iletişimden yararlanan abonelerin sayısı 2003 yılı itibariyle1.2 milyarı aşmıştır. 2000 yılı sonunda 455.1 milyon kişi olan GSM (Global System for Mobile Communications) abonelerinin sayısı, 2001 yılı sonunda 172.6 milyon artışla 627.7 milyona çıkarken, 2002 yılı sonu rakamı 791.4 olmuştur. Abone sayısının 2005 yılında 1 milyar 204 milyon, 2006 sonunda 1 milyar 309 milyon civarında olması beklenmektedir. 2002 yılı sonu itibariyle toplam GSM abonelerinin % 3’ünü Türkler oluşturmaktadır.Türkiye’de2002 yılı itibariyle; Turkcell, Telsim, Aria ve Aycell’in hizmet verdiği toplam GSM abone sayısı 23 milyon 323 bin 118 olmuştur.
[18] “Teknolojide Sömürgeyiz”, Akşam Gazetesi, 5.12.2003, s.8.
[19] Ali Mazrui-Alamin Mazrui, The Digital Revolution and New Reformation, Harvard International Review, Spring 2001, 23,1, ABI/INFORM, s.52.
[20] Fabian A. Coss, Children Falling into the Digital Divide, Journal of International Affairs, Fall 2001, 55,1, ABI/INFORM, s.75.
[21] Facts on Child Labor, http://www.ilo.org/public/english/bureau/mf/event/cl2003/factsonchild.pdf, 18.11.2003.
[22] Tablo 6, Dünya Bankası yıllıklarından derlenmiştir. Ermenistan, Avustralya, Avusturya,Azerbeycan, Belarus, Belçika, Bulgaristan, Kanada, Şili, Hırvatistan, Küba, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İsrail, Jamaika, Japonya, Kazakistan, K.Kore, Kuveyt, Kırgız Cum., Letonya, Litvanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Polonya, PortoRiko, Romanya, Rusya Federasyonu, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, Tacikistan, Türkmenistan, Makedonya, Birleşik arap Emirlikleri, İngiltere, ABD gibi üllerde ise çocuk işgücü kullanımı oran olarak bakıldığında sıfır olarak görülmektedir. Ancak yine de bu ülkelerde çocuk işgücü kullanımının tamamen yok edilebildiğini söyleyemeyiz, örneğin gelişmiş ülkelerde 2.5 milyon, geçiş ekonomilerinde de 2.5 milyon çalışan çocuk olduğu ILO istatistiklerinde bildirilmektedir. World Development Indıcator 2003, WDI 2000, WDI 1999, Washington: World Bank.
[23] http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/programme/ipec.htm, 5.10.2003.
[24] “Sınırsız Dünya’da Yolculuk” http://turk.internet.com/haber/yaziyaz.php3?yaziid=7049, 6.12.2003.
[25] Aralık 2003 tarihi itibariyle Ulaştırma Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol ile Türk Telekom Türkiye’de 40 bin okulun internet erişimini sağlayacaktır. Uygulamaya giren proje ile her okulun bir web sayfası olacak ve tüm bilgilerin bilgisayara aktarılması ile veliler öğrencilerini internet üzerinden takip edebileceklerdir. Murat Büke, “60 Bin ADSL Portun 40 Bin’i Okullara”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=8823, 5.12.2003.
[26] “e-öğrenim’in Gelişimi ve Türkiye’deki Durumu”, http://www.ideaegitim.com/sayfalar/makale_devam.asp?MakaleId=16, 5.10.2003.
[27] http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/programme/ipec.htm, 5.10.2003.
[28] Children Falling into…, s.77.
[29] Allan E. Goodman, Education for Everybody: The Madness of Present Age, Vital Speeches of the Day, September 1, 2002, ABI/INFORM, Delivered to the American Chamber of Commerce Bangkok, Thailand, 23 July 2002, s.68.
[30] Patricia Mac Innis, Youth Ignored on IT Agenda, Computing Canada, September 13, 2002, 28,18,ABI/INFORM, s.5.


